Reklamcı nedir nasıl reklamcı olunur

İlyas Başsoy, gerçekten de aykırı bir reklamcı. "Herkesi tükettirmeye zorlarken kendimiz de tükeniyoruz.' 'Bizim işimiz beyinsel fahişelik' diye başlıyor söze. İlk bakışta hangi tarafta olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Ancak konuşma uzadıkça hiç bitmesin demeye başlıyorsunuz...

İlyas Başsoy'un geçen aylarda "Reklamcı nedir" diye bir kitabı yayımlandı. Başsoy, Reklamcı Nedir? ile hem reklam dünyasına, hem de genel olarak "iş hayatı"na bakıyor. Reklamcı olsun, olmasın; kitap herkesin kendinde bir şeyler bulacağı komik ve dehşetli bir "masumiyeti kaybediş" öyküsü. Kitap iş hayatının ezici temposunda "kendinden geçen", "kendini kaybeden" ve bir daha da "kendine gelemeyen"ler için... Başsoy kitapta bize "Akıllı" ve "iyi" bir insan nasıl "aptal" ve "kötü" olur? sorusunun cevabını veriyor.

Kitap üzerine "birkaç soruluk bir söyleşi" yapmaya niyetlenmişken, fark ettik ki, bir derya ile karşı karşıyayız. Bir oturumluk sohbetin sonunda işte bu yazı sohbet dizisi çıktı.

»Söyleşimize isterseniz kitabınız "Reklamcı Nedir?" ile başlayalım. Öncelikle, oldukça farklı bir formatı olan bu çalışmaya kitap mı dememiz gerekir?

Ne olduğunun adını koymakta ben ve yayıncım da zorlandık. "Kutu içinde kağıtlar" diyemeyeceğimiz için "kitap" olarak adlandırıyoruz. TDK yeni isim bulana değin bu formata, "kitap" demek doğru olacaktır.

»Niye kitabın adı "Reklamcı kimdir?" değil de "Reklamcı nedir?"

Bu kasıtlı bir paradoks. Gilles Deleuze'ye gönderilen bir selam. Melih Pekdemir bunu hemen fark etmiş. Sorduğunuz bu soru, aslında kitabın temeline işaret eden bir durum. Bu mesleği yaptığım için kendimi çok farklı bir insan gibi hissetmiyorum. İnsanlar birtakım meslekler yapıyor ve bu meslekleri yaparken yalanlar söylüyor. İnsanlar istemediği işi yapmayabilirler de. Ama İstanbul'da ayakta kalmak için profesyonelce çalışmaya itiliyorsunuz. Tercih hakkımız elbette var ama bu işi yapan insanlara da çok acımasız davranmamak gerekir. Reklamcılara en sert şeyleri söyleyen genç çocukların büyük kısmının sonradan reklamcı olduğunu gördüm. Bir de bilmemne barda oturup bu mesleği yapanları küçümseyen "entel-liberal" insanlar vardır. Kazıyınca görürsünüz, bir çoğuna babadan 10 tane ev kalmıştır, o nedenle hiçbiri çalışmak zorunda değildir. Bekara karı boşamak kolay.

Bana oldum olası akıllı bir çocuk olduğum söylendi; hep iyi okullardaydım, zekice şeyler söylüyordum. Okul bitince bana sistem dedi ki, ekmeğini kazanmanın peşine düşmelisin. Peki ne yapabilirim? Bankacı olsam mesela berbat olurdum. Üç tane hesap yapayım aklım karışır; dördüncüsünde yanlış yapmaya başlarım. O zaman da herkes bana kollarını reklamcı olarak açtı. Reklamcı olarak para kazandım. Ama ben reklamcı değilim; reklamcılık yapıyorum. Bu mesleğin içindeyim ama "reklamcı" olarak görmüyorum kendimi. Reklamcılık işini yapan bir insan olarak görüyorum.

»Peki bu kitapta, reklamcı olmak isteyenlere "reklamcı" olmayın mı demek istiyorsunuz, yoksa reklamcı olmayı düşünüyorsanız "bu işin başka yanları da var" mı demek istiyorsunuz? Reklamcı olmayın, reklam işi yapın ne demek?

"Reklamcı" denildiğinde nedense akla dört beş tane, Ferrarisi olan insan gelmesine karşın, işin gerçeği çok daha farklı. Gece gündüz, mesai saati bilmeksizin çalışan on binlerce emekçi söz konusu. Bu insanların çoğunun yaşam standardının, dışardan bakanların algısıyla yakından uzaktan bir alakası yok. Reklamcılık da aynı gazetecilik gibi son derece stresli, başarı kıstasının belirsiz olduğu, bir noktada elle tutulamayan ürünler ortaya koyan bir meslek. Sırf "beğenmediği" için sizi aşağılama hakkını kendinde görebilen insanların da içine dâhil olduğu bir sektör. Reklamcılığa ilişkin bir illüzyon var ortada. Kahkahalar atarak şampanya patlatan birileri gibi geliyor insanlara, reklamcılar. Bu tanıma uyan kişiler olduğu doğru ama buna hiç uymayan onbinlerce kişi de var.

»İllüzyon olması, belki de yaptığınız işin illüzyon satmak olduğu düşünüldüğünde doğal değil mi?

Evet kimileri illüzyon satıyor kimileri de domates.

»Domates satanlar kendilerini çok önemsemiyor ama. Reklamcılar satışını yaptıkları bu illüzyonun içinde yaşar hale mi geliyorlar? Toplumun kendileri hakkındaki yanlış algısında onların hiç mi suçu yok?

Evet ama burada bir ayrım söz konusu. Bir örnekle açıklamaya çalışayım. Örneğin Orhan Pamuk bugün kimi çevrelerde Cumhuriyet burjuvası, elitist, halktan kopuk olarak anılıyor. Oysa benim kendisiyle tanıştığım dönemde –ki 80'lerin sonu olsa gerek– Sessiz Ev adlı kitabında, yoksul, ülkücü bir gencin nasıl faşist bir katile dönüştüğünü anlatışı vardır ki son derece gerçekçidir. Hiç de hayattan kopuk bir anlatım söz konusu değildir. Bu ülkenin kılcal damarlarını anlatan bir yazar vardı orda... Zaman geçtikçe ben bile, hatta belki Orhan Pamuk bile kendisine biçilen kaftana inanmaya başladı. Nişantaşı'nda yaşayan bir insan halktan ne kadar kopuk olabilir ki? Yüz metre aşağıda önünden boklu dere geçen gecekondular varken? Neyse ki 'Masumiyet Müzesi' ile bu tip fesatlanmalar sıfırlandı. Öyle muhteşem bir tanıma ve barış var ki bu kitapta.

Reklamcılık için de benzer bir durum var. Reklamcılar da kendilerini bir süre sonra inandırıyor biz şöyleyiz, biz böyleyiz diye. Şişiniyorlar, havalara giriyorlar. Peki hepimiz Orhan Gencebay'ın bir şarkısına eşlik edemez miyiz? Yani kendi yarattığımız illüzyonlara; "şampanya patlatan yavşak illüzyonu" diyeyim; kendimiz de inanabiliyoruz bazen. Kendi kazdığımız kuyuya düşüyoruz. Kendi yalanımıza inanıyoruz.

»Yaptığınız iş bir tür sanat. Yetenek ve bütünleşme isteyen bir iş yapıyorsunuz. Yaptığınız işe yabancılaşarak başarılı olamazsınız ki...

İşe gittiğim, o gömleği giydiğim andan itibaren kavramsal bakış açısını tamamıyla bir kenara bırakıyorum ve mükemmel bir şekilde işimi yapmaya çalışıyorum. Çünkü başka türlü olmaz. Berber iki defa kulak kesse adı çıkar. Ben de bu yüzden hata yapmamak için o kavramsal düşünmeyi bir tarafa koyuyorum. İşimi yaptığım an ona odaklanıyorum.

Çalıştığım müşterilerin hiçbiri de beni zorlayıcı işler çıkarmıyor karşıma. Bir müşterim var mesela badem fındık satıyor. Badem fındığın satışını arttırdığım için de vicdan azabı çekmiyorum. Pek çok işi de reddettim geçmişte. Reklamcılık işinde reddetme hakkınız vardır. Daha doğrusu yurtdışında daha yaygın bir durum bu ama Türkiye'deki reklamcıların çoğu umursamaz böyle şeyleri. Diplomalar çok da olsa eğitimli değiller aslında. Bizim dükkanda durum pek de öyle değil... Arkadaşlarla örneğin 4. Enternasyonal'le ilgili bir tartışma olabiliyor bizde.

»Kitabınızda, reklamcılar zaten kartvizitle doğmuşlardır tarzında bir ifade geçiyor...

"Kartvizitle doğanlar bunu umursamaz " diye bir şey var. Reklam dünyasında belki de pek çoğu kartvizitle doğduğu için. Bu da şöyle bir şey, "ben Kürdüm" diyen reklamcı pek fazla bulamazsınız.

»Kartvizit derken "kazananların tarafında doğanlar" mı kastınız?

Örneğin Türkiye'de ne kadar Musevi var bilemiyorum ama reklam sektöründeki oran çok yüksektir. Burada "Kartvizitliden kasıt kentli, iyi eğitim almış ve çevresi geniş olan kesim.

»Orhan Pamuk'a ve dolayısıyla yeniden kitaba dönecek olursak. Kitabınızın önsözünde Orhan Pamuk'la bir diyaloga daha doğrusu bir telefon görüşmesine yer vermişsiniz. Siz misiniz gerçekten Orhan Pamuk'la telefonlaşan?

Tamamıyla gerçek o diyalog. Hatta eşim de - o dönem sevgiliydik- şahit olmuştu o görüşmeye. Bazı noktaları ben unutmuşum, eşim hatırlattı. Kayıt altına almak mümkün almadığı için tabii birebir olmasa bile en yakın düşecek ifadeyi kullandım.

»Bu anekdotu neden kitabın önsözüne koydunuz?

Kitabın önsözündeki anekdot gerçek. Orhan Pamuk'la o konuşmayı yaptıktan sonra reklamcı oldum. Ondan önce part-time falan çalışıyordum. Ondan sonra full-time reklamcı oldum. Çünkü kira ödemem gerekiyor; bol parası olan bir ailenin çocuğu değilim. Bir şekilde iş yapmam gerekiyordu. Reklamcı olmamak için çok direndim. Kadıköy'de arkadaşların tezgahında gümüş sattım. Bir Amerikan şirketinde bilgisayar operatörlüğü yaptım. Dil kursunda yabancı hocaların koordinatörlüğünü filan yaptım. Tüm bunlarla uğraşırken reklamcılık hep yanıbaşımdaydı ve şefkatle açılmış kollarıyla bekliyordu. Bir gün nefesimi tuttum ve o denize daldım. Hâlâ oradayım, hâlâ nefesim tutulu ve sanırım artık bir hayli derindeyim.

»Orhan Pamuk, telefonda oldukça saygılı ve alçak gönüllü davranıyor anlaşıldığı kadarıyla. Size yardım etmek istemiş...

Elbette, çok nazikti. Ama ben iyi bir yazar değildim herhalde. Ya da o kitap kötüydü. Orhan Bey'in 'Kara Kitap'ı yayımlamasından sonraydı, reklamcılık sektöründe günlük kazancımı karşılayabilmek amacıyla yarı zamanlı çalışıyor ama bir yandan da yazar olmak istiyordum. Yayımlatmak istediğim, önsözde bahsi geçen o kitabımı Orhan Pamuk okursa ve beğenirse, belki yayınlatabilir ve o kitaptan alacağım kıt kanaat gelirle diğer bir sonraki kitabımın masrafını çıkartabilirim diye düşünmüştüm. Fakat Pamuk herhalde sevmemiş olacak ki beni aramadı. Muhtemelen kötü bir kitaptı. O gün yazar olamadığım için bugün reklamcılık yapıyorum. Bir başka ifadeyle beni Orhan Pamuk yarattı, diyebilirim.

»Bugünün Türkiyesi'nde sıklıkla şöyle bir sav ortaya atılıyor: "Artık halkın çocukları iktidarda". Reklam dünyası için hâlâ kartvizitliler dünyası diyorsunuz. Sizde henüz iktidar değiller mi?

Başkalarının kavramlarıyla kendinizi tanımlamaya kalktığınız zaman başarısız oluyorsunuz. Reklamcılıkta da geçerli olan bir kural bu: Kendi kavramlar bütününüzü yaratmanız gerekir başarılı olabilmek için. Trendsetter denilir biliyorsunuz sıklıkla reklamcılar için. Doğru bir ifadedir. Bir reklamcı olduğum için karşımdakinin zihninden geçeni okuyabilmek mecburiyetindeyim. Başarım buna bağlı.

Bugün AKP'liler kendilerini bu şekilde tanımlıyor, "halkın çocukları" olarak. Ona muhalif olanlarsa bu tanımlama üzerinden karşıt bir söylem geliştirmeye çalışıyor. Yani hepimiz AKP'nin ve onun akıl hocası CIA'in söylemleri üzerinden konuşuyoruz.

Ben olaylara "yanında" veya "karşısında" değil; "dışında" bakmaya çalışırım. Çünkü bu tiyatronun dışındayım gerçekten de.. Bir sosyalist için mesele basittir; AKP global kapitalizmin işine gelen lümpen faşizmin güzide bir örneğidir. Benim bakış açım da budur. Bugün Lenin'e sorulabilse, onun da vereceği cevap çok farklı olmayacaktır herhalde.

Böyle bakınca AKP'nin "halk çocuğu" söylemini, karton oyuncaklar gibi yerle bir ederim. Ama bir liberal veyahut sadece yaşamını sürdürmeye çalışan bir birey olarak bakarsam, bir taraf olmaya mecbur edilirim. Bense ne ondan yana, ne de ona karşı olmak gayesindeyim. Ben kendi tanımlamamı, kendi kavramlar bütünümü yaratma çabasındayım.

»Reklamcıları herhangi bir pozitif ya da negatif yönlü önyargı taşımaksızın sadece anlamaya çalışıyorum. Marksist terminolojiye hâkim olan birisinin analitik düşünebilme yetisi daha mı fazla oluyor ya da solcular pazara sunulacak olan ürünün hedef kitlesini daha mı iyi tanıyor? Yoksa Marksizm'in reklam dünyası için slogancı bir niteliği mi var? Marksizmin reklamcılığa bu noktada kazandırdığı nedir, nasıl bir bağ var ikisi arasında?

Bence bütün mesele cesaretli olmak ve kitap okumakla ilgili. Kitap okumayan bir insan, klasik eğitim sistemiyle ancak bir uzmanlık alanına ilişkin konularda yetkin hale gelebiliyor. Örneğin tornacılık üzerine eğitim alan bir insan sadece o işe ilişkin bilgi sahibi oluyor. Fakat genele ilişkin bir fikir yürütemiyor. Bu aslında sistemin istediği bir şey. Sistem bizleri bizlere muhtaç ediyor. Oysa ancak okuyarak, fikirler yayılabiliyor ve kavramlar arasında seri ilişki kurabiliyoruz.

Bunun reklamcılıktaki açıklaması şu: Diyelim ki, müşteriniz süt üreticisi ve süt satmak istiyor. Çok kitap okumamış insanlar, mürekkep yalamamış olanlar, kavramların arasından sıyrılamıyorlar. Kavramların bittiği yerde imajlar, zorlamalar, gözboyamalar; yani yanlış reklamlar doğuyor.

Oysa ki kime satacağım, nasıl satacağım, rakipler ne yapıyor gibi 90 tane farklı şeyi bir araya getirmeniz ve yayılmanız gerekiyor reklam yaparken. O yayılmayı da ancak okuyan kişiler başarıyla yapabiliyor. Ayrıntı Yayınları'ndan çıkmış, "Öküzün A'sı" diye bir kitap var Barry Sanders'ın. Hep tavsiye ederim, muhteşem bir kitap. Türkçe'ye çevrilmesi büyük bir kazanç oldu.

Örneğin orda sürekli ABD'nin kendi halkına nasıl bir sistematik cahillik yaydığından bahsediliyor. Kitap bize "bilgi almak", "bilgi saymak" anlamında bir okuma fetişizminden bahsetmiyor. Bilgiyi ve olguları kavrama, ilişki kurma şeklinde bir okuma methiyesi. Okuma alışkanlığında esas konunun yayılmak olduğunu, derinleşmek olduğunu, kavramlar arası ilişkiler kurmak olduğunu anlatmak istiyorum.

»Doğrusu bir reklamcının konuşurken sıklıkla sosyalizmden, Marksizm'den bahsetmesi çok şaşırtıcı. Hep eski solcular reklamcı olurlar diye bilirdik. Siz ya eski solcu değilsiniz ya da reklamcı değilsiniz?

"Solculuğun modası geçti" kadar modası geçmeyen bir söz yok herhalde. Bundan bir on beş yıl evvel de, yıllar önce de böyle söylenirdi, şimdi de böyle deniyor. Reklam dünyasında böyle bir kesim vardır doğru söylüyorsunuz ama ben eski solcu olduğumu düşünmüyorum. Eski filan değilim, taşı sıksam suyunu çıkarırım herhalde. Hep solcuydum, hâlâ da öyleyim.

»Solcu birinin illüzyon satabildiğini anlamak zor?

Solcu biri limon da satar, domates de satar, illüzyon da satar. İnançları, ideolojileri satıp köşeyi dönenler de çoktur.

Kosinski'nin bir kitabında bir polo oyuncusu, bir evsizi davet eder. Konuşma ilerledikçe evsiz insanın ermiş kıvamında bir reddeden olduğu ortaya çıkar. Polo oyuncusu evsize sorar: "Neden bu bilgeliğini değerlendirmiyorsun?" Evsiz de Polo oyuncusuna sorar: "Neden bu yoğun tempoyu bırakmıyorsun?" Sorular farklı da olsa yanıt aynıdır: "Senin gibi düşmemek için."

Ben reklamcılığı mesleğim, geçimimi sağladığım bir iş olarak düşünüyorum. Bu benim ekmeğimi kazandığım iş. Bu haliyle bakınca da tam bir paradoks gibi görünse de mesleğime saygı duyuyorum.

Büyük bir önyargı var reklamcılığa karşı. Şu anda BirGün gazetesinin içindeyiz. Odadan dışarıya çıkıp "Arkadaşlar burada bir reklamcı var" diye bağırsanız, linç bile edilebilirim belki. Ama bu durumu doğal karşılıyorum artık...

www.birgun.net

drawspace




free vectors







vector.tutsplus




Vectortuts+ is a blog of tutorials, articles, freebies and more on all things vector! We publish tutorials on techniques and effects to make awesome vector graphics in programs like Adobe Illustrator and Inkscape. Our authors and writers work all over the industry. Most of the content is free, but you can also grab a premiumVector Plus membership and get access to special extras as well as source files for the tutorials. And if you’re interested in writing a tutorial, then you can submit your ideas and we’ll pay $150 for any published tutorials!

10 Tips for Effective Icon Design

http://vector.tutsplus.com/articles/inspiration/10-tips-for-effective-icon-design/

Jan 8th in Inspiration by Chris Spooner

Translating the 'iconic' features of an object into something that is metaphorically meaningful and instantly recognizable is no easy task -- particularly when the design needs to be as effective at 48x48 pixels as it is at 256x256!

A memorable and functional icon is beautiful, iconic, meaningful and functional. Here are ten wise tips on how to create outstanding icons.

PG

Author: Chris Spooner

Chris is a web designer, logo designer and vector illustrator. Find Chris's portfolio and blog at SpoonGraphics.

1. Capture the Characteristics of the Object

One of the most important aspects of icon design is to create an icon that is immediately recognizable. Whether it is meant to represent a blue frog or a tin of pencils, what it is trying to portray must be identifiable at a glance or the purpose of the icon is defeated. An icon must, of course, be 'iconic' of the metaphor it represents.

In an icon design tutorial over at Smashing Magazine, master icon designers Vu and Min Tran discuss their process behind the pencil graphic as part of their Bright! Icon Set.

Drawing an icon means to draw the most typical characteristics of an object so that it can capture the icon’s action or represent the concept and nuance. As you might know, there are generally three kinds of pencils to select from:

  1. Prism-shaped body with a shiny glaze-coated end.
  2. Prism-shaped body with an eraser secured to the pencil body by a bright white metal ring.
  3. Cylinder-shaped body without an eraser.

We choose the second kind for the icon design because it has all necessary elements, making it easier for the viewer to recognize the image.

Sometimes it's better to choose the more complicated form of an object because there are fewer other items that share those unique characteristics, making the specific object you're trying to portray easier to identify. There are plenty of cylindrical objects with pointy tips besides pencils (pens, markers, nails) and at smaller sizes they might be indistinguishable, but only a pencil has a prism-shaped body with an eraser attached by a bright white metal ring. It becomes 'iconic'.

2. Keep Icons Simple and Versatile to Fit Into a Range of Projects

For icon creators DryIcons, an key value in their design process is to keep their icons fairly simple and basic style-wise, as opposed to aiming for a definitive style. This helps make the icons much more versatile and useable in a range of projects once sold as a complete pack to software developers. If your icon looks at home in a broader range of settings, its potential market becomes bigger.

Regarding trends, we feel that it’s very important to keep things simple and basic, so they could serve their initial purpose: to fit in one’s project as it would seem like that was the way it should naturally be. That’s the only trend we follow.

3. Use a Consistent Light Source

One particularly useful tip when designing multiple icons for a pack is to provide consistency between them not only in style but also in the details such as the light source. While usually a secondary thought, any mismatch of one icon in the pack could seriously affect the overall quality of the icons.

In this overview of the Windows Vista icons, it is noted how the light source has changed between operating systems, but is consistent with all icons in each set.

Shadows in Vista icon objects are indicative of true, realistic depth just as they exist in any object in the real world. Vista icons do not have the flat lower-right drop shadows that are default for Windows XP icons. The light source is also completely different in Vista icons. All objects now face directly into the light source. From Windows 95 to Windows XP the light source on all icons has always come from the top left and objects are rotated counter-clockwise, away from the light source. The Vista icons placement and lighting will be completely opposite in comparison to Windows XP and older Windows system icons.

4. Create Icons in Vector Format (Argument 1)

Icons often need to be used in a range of sizes, therefore it is a good opportunity to make the most of the scaleable nature of vector graphics to create a great looking design that can be used for multiple purposes.

What’s more, with vector software packages such as Adobe Illustrator, every shape, gradient and stroke that makes up the icon can be tweaked and changed at any point, unlike a pixel based design that needs redrawing when changes are made.

This excellent icon design tutorial here at VECTORUTS goes through the process of how a stunning graphic can be created based on the basic shapes and gradients of Illustrator.

5. DON’T Create Icons in Vector Format (Argument 2)

On the contrary, vector graphics aren’t always the best approach for icon designers. With many icons requiring very small scales vector graphics often don’t manage to reproduce a crisp render when rasterized. In these cases completely redrawing the icon at a number of specified sizes gives the best result.

Web Interface Designers Firewheel Design highlight this approach in their discussion of bitmap vs. vector:

When you take a vector image, originally sized at 24x24 and scale it down to 16x16, the relative proportions do not match. There's no way you can evenly distribute 24 pixels of information into 16 pixels of space (remember, there's no such thing as half a pixel). So the image blurs.
There's also no way you can evenly scale 24 pixels of information upwards into 32 pixels of space. Again, the image blurs.
Furthermore, if you take that same vector image, originally sized at 24x24 and scale it up to 48x48, you're now doubling the proportions. You no longer have crisp 1-pixel lines. You have chunky 2-pixel lines. Scale it up larger (say to 96x96) and those lines become even thicker.

6. Beware of Cultural Differences

Similar to point number one, where it was mentioned that it’s crucial to capture the 'iconic' characteristics of an object, it’s also important to remember that there may be huge cultural differences in the recognition of everyday items.

Turbomilk discuss this in their useful roundup of 10 Mistakes in Icon Design with the example of a mailbox. What might be the recognized shape and color of a mailbox in one country, might be totally wrong for another.

It is always necessary to take into account the conditions in which your icon is going to be used. An important aspect here is national characteristics. Cultural traditions, surroundings and gestures can differ radically from country to country.

Use universal imagery that people will easily recognize. Avoid focusing on a secondary aspect of an element. For example, for a mail icon, a rural mailbox would be less recognizable than a postage stamp.

Note: pay particular attention to this rule when designing icons based on warning and traffic signs, which differ on a country by country basis.

7. Use Out of the Ordinary Color Combinations

If an icon is created as a bland graphic presented in a circular shape it is likely to be overlooked. Using strong colors and an interesting shape that reinforces the object will help the icon to stand out. Remember that icons are rarely going to be displayed on a mono-colored background -- in most cases there will be a lot going on behind them, so they'll need to stand out. Consider also using gloss and shading to create a more dynamic final effect.

Jasper Hauser, the designer behind the Camino icon, touches on this in an interview discussing 'What makes good icon design?'

Basically there are two aspects that are the base of a good icon: 1) shape, and 2) use of color. If you look at the Appzapper icon you will see that it 1) has a original shape, and 2) uses irregular colors and an irregular color combination. Doing a blue circle will not stand out.

8. Design Icons to Work at Large Formats as well as Small Scales

It has already been mentioned that icon designers need to accommodate small scales into their icon creations. However, with the forward development of technology designers should also be taking into consideration the use of icons at a much larger scale than the standard. An example of this occurs in Windows Vista, where the icons can be scaled up to 256px tall!

In an interview with Brian Brasher, an artist at Firewheel Design, he was asked:

John Marstall: What's your opinion on the shift to larger icons and resolution independence?

Brian: Larger icons mean more detail, which means a richer GUI experience as well as removing a lot of restrictions an icon maker has placed upon him to make an image legible. Unfortunately, throwing out those restrictions means that a lot of icons that look quite spiffy at full size will be muddy, cruddy horrors at 32x32 and below. A two-edged sword. There will be casualties.

9. Carefully Plan Out Your Design Process

Sketching is a common process in any aspect of design and it continues into icon design. Fleshing out a range of ideas on paper really helps develop a concise product that fits the requirements of its purpose. Because an icon design must conform to a defined set of proportions and dimensions while still being 'iconic' and immediately recognizable, forward planning is incredibly important.

Michael Matas, a graphic designer who has created icons for the Mac OS X platform shares his own working practices:

I always start on my white board. I try to come up with good and clear metaphors for the icon. I sketch out different ideas and usually end up covering the entire white board. When I do come up with a good metaphor, I then start sketching the layout of the icon and what angle I am going to draw it from. I go on Google image search and Watson's picture search and try to find good pictures for the object I'm drawing. I download anything that looks decent and open them all up in Photoshop. I create a new Photoshop file to draw the icon in and surround that window with the images I downloaded from the Web. I use the Web images to help me get an idea for what the texture and shape looks like. But if I can, I always try to look at real objects to get inspiration.

10. Generate an Interesting yet Clear Metaphor for the Icon

The job of an icon is to represent an action or idea in the form of a graphical symbol. Therefore metaphors play a crucial role in translating that action or idea instantly to the user. When commissioning a set of fresh icon designs for Macinstruct, the team contemplated a range of metaphors to represent the difficulty of their online tutorials:

Perhaps the most difficult icons to decide upon were our tutorial gauges. We needed a way to rank the difficulty of our tutorials, and we wanted a really creative, effective way to show this. After a couple days of brainstorming, we came up with the following ideas:

  • Thermometers: Easy tutorials are cold, medium tutorials are medium, and hard tutorials are hot.
  • Traffic Lights: Green for easy, orange for medium, and red for hard.
  • Karate Belts: White, orange and black belts, ala karate skill levels.
  • Puzzles: A puzzle with 1 piece off to the side. Smaller pieces equate to harder.
  • Aviation themes: Goggles for easy, old leather helmet and goggles for medium, and fighter pilot's helmet and air mask for hard.
  • Engineering Images: A manual and a circuit board, a circuit board and some tools, and oscilloscope.

In the end, we nixed all of these ideas for one volunteered by our own Ric Getter. Everyone agreed that using pocket protectors to indicate difficulty was a great idea!